Sen, baharı gönlünde taşıyan sevdiğim,
Kalbime gene yazı getiren,
Tenime papatyaların sarısını katan sevgilim;
Gene gel olmaz mı!? Doyamam ben yaza...
Gözlerindeki o bir bakışa kurban gider yüreğim,
Ellerinin her dokunuşunda baştan aşağıya büyülenirim!
Sen, kalbinde dört mevsimi taşıyan sevdiğim,
Gene dokun bana, gene güleyim...
Bağlılığın anlamını yeniden öğreten bana,
Bağlanmayı yeniden göze aldıran;
Sen, gözyaşlarımı sonsuza gömen sevgilim,
Gel ve unuttuğun bir kaç damlayı da siliver.
Sen, baharı gönlünde taşıyan sevdiğim,
Söyle bana, hava neden puslu bu aralar?
Gözlerim görmez oldu öteyi, ama olsun, ben zaten hep kalbimle bakarim.
Sen, beni yücelten sevgilim, söyle bana, neden söndürdün ışıkları?
Sen, yazlara bedel sevgilim,
Kışa inat, her mevsim yaz seninle!
Bilirim ki elini tuttuğum an güneşi göreceğim,
Ama ne olur beni güzde titretme.
Sen, kendini bilmez sevgilim...
Gene aldın başını gidiyorsun, beni buralarda bırakıp.
Sen, çocuk kalpli kaşifim, neleri bulmak peşindesin, söyle bana.
Kaybolmuş gözüküyorsun gene yabancı aşkım,
İstersen eğer, gene sor;
Kalbim pusulan olmaya hazır...
En parlak yıldızlardan bir ok çiz gökyüzüne,
Göğün açık lacivert olduğu bir gecede...
İçine pırıltıları işlesin her bir yıldızın,
Çünkü her birinin gücü benim kalbimde!
Oğuz Dağdeviren